22 Eylül 2014 Pazartesi

AK Parti'den Muğla için mega projeler

ak-partiden-mugla-icin-mega-projeler

AK Parti’nin Muğla ve ilçelerindeki aday adayları neden kamuoyunun önüne çıkmıyor? İktidar partisinin ‘mega projelerle’ seçime girmeye hazırlandığı Muğla’da ‘büyükşehir’ adayı nasıl belirlenecek? Kentin, Hükümetten beklediği yatırımların akıbeti ne oldu? AK Parti İl Başkanı'ndan dobra açıklamalar…
15 Mayıs 2013 Çarşamba 20:42

AK Parti Muğla’da yerel seçim çalışmalarını sessiz ama etkili bir biçimde sürdürüyor.‘Aday adaylarının’ ortaya çıkmasıyla giderek daha fazla hareketlenirken, AK Parti’de henüz hiçbir aday adayının kamuoyu önüne çıkmaması dikkat çekici… Bunun nedenlerini AK Parti İl Başkanı Nihat Öztürk’e sorduk. Öztürk, çok sayıda aday adayı olduğunu, ancak medya ve kamuoyuna açıklama yapmak için henüz erken olduğunu söyledi. “Aday konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Büyükşehir’e ise en ‘iyi’ adayla çıkmaya hazırlanıyoruz” diyen Nihat Öztürk, adayların temayül yoklamasıyla belirleneceğini açıkladı. Muğla’nın ‘vizyon’ sahibi bir Belediye Başkanı’na ihtiyaç duyduğunu söyleyen Öztürk, “Muğla’yı 40 yıldır CHP yönetiyor.  Muğla’nın hizmet anlamında vizyona ihtiyacı var. Eğer bir dönem  daha CHP li belediye başkanı olursa, Muğla Türkiye’nin en geri illerinden biri olacak” diye konuştu. 
 

Başbakan Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde açıkladığı Ege Bölgesi’ne özel bir anketin sonuçları büyük ses getirdi. Muğla’da CHP’nin oyu yüzde 43, AK Parti’nin yüzde 33, MHP’nin yüzde 20 görünüyordu. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu sonuçları? 

Başbakan, kendisine daha önce verilmiş bir anketin sonuçlarını paylaştı. Ancak biz sadece Muğla özelinde bir başka anket çalışması yaptık. Ben de bunun sonuçlarını paylaştım kamuoyu ile. ANAR tarafından yapılan bu anketin sonuçları, AK Parti AR-GE Başkanlığı’nda Süleyman Soylu, Menderes Türel, ben ve iki milletvekilimizin  olduğu bir toplantıda açıklandı.O ankette CHP’nin oy oranı yüzde 41, AK Parti’ninki yüzde 38. Sadece üç puanlık bir fark var. Kaldı ki ben şu an AK Parti’nin 5 puan önde olması gerektiğini düşünüyorum. Biz her şeyi millet için yapıyoruz çünkü. Türkiye ekonomisinin geldiği nokta ortada, Muğla’da yapılan yatırımlar ortada… 
 

Muğla’da diğer partilerin aday adaylarının isimleri sıkça ortada dolaşmasına rağmen, AK Parti’nin hem ilçelerde hem de Muğla Büyükşehir’de hiçbir aday adayı öne çıkmıyor. Aday adaylarınız var mı?



Aday adaylarımız var. Üstelik oldukça fazla. Ancak medya ile paylaşmıyoruz. Bu konuda AK Parti’nin oturmuş bir sistemi var. O doğrultuda süreç ilerliyor. Biz adayımızı temayül yaparak belirleriz. Düzenli olarak anketlerimizi yapıyoruz. Henüz çok erken olduğu için açıklamıyoruz. Özellikle ilçelerde hiçbir sıkıntımız yok. Büyükşehir’e de en iyi adayla çıkmaya hazırlanıyoruz. Millet kimi görmek istiyorsa, bizim adayımız O olacak.  Şu an dört beş tane aday adayımız var. Geçen sefer olduğu gibi seçime iki ay kala açıklanmayacak. Daha erken olacak. 
 

Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı Muğla’ya gelerek Arıtma Tesisi’nin açılışını yaptı. Siz de "Muğla, 40 yıldır doğru ellerde yönetilmemesi nedeniyle sadece arıtma tesisi açmaya gelen bir genel başkanı ağırlıyor" dediniz. Muğla sizce ‘iyi’ yönetilmiyor mu?
 

 Biz kişi ve kurumlar üzerinden siyaset yapmamaya özen gösteriyoruz. O değerlendirmeyi yaparken, bir felsefemizi ortaya koymaya çalıştık. AK Parti, iktidara geldikten bir yıl sonra 2003-2004’te tüm altyapı hizmetlerini tamamlamıştı. Köylerde altyapı hizmeti vermeye başlamıştı. Örneğin Antalya’da 2004 yılında belediyeyi aldıktan sonra, kentin nasıl bir değişim yaşadığını görüyorsunuz. İstanbul’u Avrupa Yakası’ndan başlayıp Gebze’ye kadar, metroyla ördük. Bizim belediye hizmetlerinden anladığımız, mega projelerdir. Dolayısıyla 2013 yılına gelindiğinde, Muğla’da bir arıtma tesisinin açılmasını yadırgıyoruz. Eleştirdiğimiz nokta bu. 

BAZI CHP'Lİ BELEDİYELER BAŞARILI
 

Muğla’daki diğer belediye hizmetlerinin de yeterli olmadığını mı düşünüyorsunuz?
 

Muğla’nın merkezi  hala bir köy görünümünde. Bunu CHP’li bir belediye başkanı olduğu için söylemiyorum. Bakın aynı şey bazı CHP’li belediyeler için geçerli değil. Aralarında başarılı olanlar da var. Muğla’da ise genel anlamda başarısız bir belediye var. Belediye Başkanımızın iyi niyetinden hiç şüphemiz yok. Pozitif bir insan. Ancak bu kentin bir köy görünümünde olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Muğla’nın artık daha büyük projelere ihtiyacı var. 
 

AK Parti’nin Muğla büyükşehir için projeleri hazır mı?
 

Elbette hazır. Üstelik mega projelerimiz var. Sadece Muğla’ya özel. Zamanı geldiğinde açıklayacağız. 
 

AK Parti’nin ‘belediyesi’ olmayan illere yatırım yaptığı, diğer kentlere üvey evlat muamelesi yaptığı dile getiriliyor. CHP’li Nurettin Demir geçtiğimiz günlerde ‘Ak Parti Muğla’ya ne yaptı?’ sorusunu gündeme getirdi. Var mı böyle bir ayrım?
 

Her şey ortada. Biz sadece belediyeyi aldığımız şehirlerde değil, Türkiye’nin her yerinde altyapı hizmetlerine büyük önem veriyoruz. Sayın Nurettin Demir, öyle bir söz söylemiş. Kendisi sürekli olarak havayolunu kullanıyor. Her iki havaalanında 2002’den bugüne nasıl bir değişim yaşandığını gözleriyle görüyor. Yollara baksın örneğin. Dalaman’dan Marmaris’e, oradan Milas’a geçsin. Muğla’dan Denizli’ye karayoluyla gitmesini öneriyorum. Bodrum’un su problemini, altyapı sorununu biz çözdük. Orada Belediyemiz mi var? Hayır. Bugün CHP’nin yönettiği hemen her ilçede, ne kadar altyapı hizmeti varsa bizim bakanlıklarımızın verdiği ödeneklerle yapılmıştır. Muğla merkezde sürdürülen Arasta restorasyonunun ödeneğini bizim yönetimimizdeki Kültür ve Turizm Bakanlığı veriyor. Ortaca-Dalyan yolunu biz yaptırdık.  Fethiye’nin altyapı sorunları bu dönem bitti. Bizim dönemimizde kaç tane baraj yapıldığı ortada. En son Yatağan Girme Baraj ihalesi yapıldı. Bayır, Milas Akgedik Barajı, Seki Barajı bizim dönemimizde yapıldı. Akköprü Barajı daha önce başlamıştı, yine bizim dönemimizde bitirildi. Bunlar milyar dolarlık projeler. Yine AK Parti döneminde kaç adliye binası yapıldığına bakın. Muğla gibi bir ilde, kıyı kenar çizgilerinin planlaması yine bizim tarafımızdan yapıldı. CHP’li belediye başkanları, bakanlıkların ödeneğiyle yapılan hizmetleri sahipleniyor. Sahiplensinler tabii. Ancak, bu yatırımların parasını kendi ceplerinden ödemediler ki. Bakanlıklardan aldıkları desteklerle yaptılar. Bunları da dile getirebilseler keşke. 

TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ YAPILACAK
 

Muğla merkezde sürekli konuşulan bir Tıp Fakültesi Hastanesi var. Bir türlü yapılamaması eleştiri konusu oldu. TOKİ ikinci etap evleri de aynı şekilde… Neden yapılmıyor?
 

Yapılmıyor diye bir şey yok. İmar planı henüz iki ay önce onaylandı. O konuda en küçük bir sorun bile yok. Bir takım spekülasyonlar ortaya atıldı. Hastane için ayrılan paranın Van’a gönderildiği gibi… O da doğru bir bilgi değil. Biz bir projeye bütçe ayırdıysak, onu başka bir yerde kullanmayız asla. İmarla ilgili sıkıntılar bitmediği için gecikmeler oldu. Şimdi ihale aşamasında. TOKİ tarafından yapılacak. Bizzat Sağlık Bakanlığı İnşaat Daire Başkanı tarafından açıklandı. İlk hastane Edirne’ye, ikincisi Muğla’ya yapılıyor. Bir iki ay içinde ihalesi tamamlanır. TOKİ evlerine gelince… Birincisini yaptık. Taktir edilmedik ama ikincisini de üçüncüsünü de yapacağız. Kimsenin şüphesi olmasın. Bizi eleştirenler, siyaset yapıyor. Biz hizmet yapıyoruz. Tek problem bu.
 

Nasıl bir büyükşehir belediye başkanı tasavvur ediyorsunuz?
 

Önce milletin belediye başkanı olmalı. Partinin değil. Millete hizmete odaklanmış, gecesini gündüzünü millete verecek insan lazım bize. Siyasi görüşü olur elbette. Ama seçildiği gün herkesin belediye başkanı olmak zorunda. Muğla bir turizm ve tarım bölgesi. Dolayısıyla vizyonu geniş bir başkan olmalı. Her ikisi de birbirini tetikleyen, besleyen sektörler. Turizmi sadece kıyı turizminden kurtaracak bir vizyona ihtiyaç var. Tarihi değerleri olan Muğla’da kültür turizminin önünü açabilecek bir başkana ihtiyaç var. Turizmde, her şey dahil konseptinden bir an önce çıkmalıyız. Yeni turizm bölgeleri inşa edilmeli. Bütün bunlar vizyon meselesi. 

KİM SAHİLDE RAKI İÇEMEMİŞ, BİKİNİ GİYEMEMİŞ?
 

Söz turizme gelmişken, sürekli dile getirilen bir takım kaygıları da sormak isterim. AK Parti’nin muhafazakar yapısı nedeniyle ‘alkol yasakları’ ya da ‘turizm bölgelerinde bir takım kısıtlamaların’ gündeme geleceği öne sürülüyor. Neden böyle bir endişe var toplumda? 
 

AK Parti 11 yıldan beri iktidarda. Ben bu partinin kurucularından biriyim ve kurulduğu günden bu yana belli kademelerinde görev yapıyorum. Bu söylemler, ilk gün de vardı, bugün de var. Laiklik ve Atatürkçülük kullanılarak, sanki AK Parti bunların düşmanıymış gibi göstermeye çalışıyorlar. İkincisi de AK parti’nin turizmi bitireceği yönünde… “Turizm bitecek, sahilde rakı içemeyeceğiz, bikini giyemeyeceğiz” gibi anlamsız söylemler…  Oysa, her şey ortada. Bakın 2001’de 18 milyon turist gelmiş, bugün 31 milyon turist ağırlıyoruz. Turizm gelirleri 17 milyar dolardan  30 milyar dolara çıktı. Niyetimiz başka olsa, neden turizm geliştirmek için bu kadar çaba sarf edelim? Bunu hangi mantık kabul eder? Bu tür eleştirilerin arka planında, bir korku ortamı yaratma çabası var. İstanbul, Antalya büyükşehir belediyeleri AK Parti’de… Hangisinde alkol kısıtlamasına gidilmiş? Kimin özgürlüğü kısıtlanmış? Biz özgürlüklerden doğmuş bir partiyiz. Kendi özgürlükleri kısıtlandığı için siyasallaşan bir hareket AK parti. Ama bu pompalanmaya devam edecek. Çünkü AK parti ile yarışabilecekleri başka bir nokta yok. 
 

Bir başka eleştiri noktası da turizm bölgelerinde, kıyı ve koylarda ‘rant’ beklentisi olduğu yönünde… 
 

Bu niyette olan bir siyasi partinin neden belediyelere ihtiyacı olsun ki? Çevre ve Orman Bakanlığı elimizde. Kültür ve Turizm Bakanlığı bizde… Rant ise amaç, tüm imkanlara sahip bir parti bugüne kadar yapardı zaten istediğini. Milletin yeri, toprağı bizim için namustur. Ranta bulaşmış bir hükümet, memleketi bugünkü kalkınma seviyesine getirebilir miydi? Kim elinde bir ‘rant dosyası’ tutuyorsa, ortaya çıkarsın. Yargıya götürsün. Ben de kendilerine yardımcı olayım hatta. Tabii bir de kendi belediyelerine baksınlar. 
 

CHP’li belediyeler, sürekli teftiş edilmekten bunalmış. Neden sürekli denetim yapılıyor o belediyelerde?
 

Bu ülkenin her kurumunda denetim yapılıyor. Saklayacak bir şey yoksa, kimse denetimden rahatsızlık duymaz. Hiçbir belediyeye de baskı yapılmıyor. Baskı olduğunu iddia eden varsa çıksın söylesin, biz de bilelim. 
 

Muğla’da AK Parti muhalefette, CHP ise iktidarda. İyi muhalefet yaptığınızı düşünüyor musunuz? 
 

Elbette. Ama seviyeli bir muhalefet. Kim eksik bir şey yapıyorsa, onu dile getiriyoruz. Muğla için yapıyoruz bunu. Şu anki başkanların hepsi bizim de belediye başkanımız. Şahıslara, kurumlara sataşmayız biz. Kavga etmeyiz. Örneğin, Fethiye Belediye Başkanı bazı şeyleri  hala gündemde tutuyor. Halbuki biz kimseye ‘siyaset yapmasın’ demedik. Sadece ‘Bugüne kadar sahada tek başınaydınız. Artık AK parti de var’ dedik. Medyada yanlış yansıtıldı. Ama kendisi, bu söyleme mal bulmuş mağribi gibi sarıldı. Hala konuşuyorlar. 

BİR DÖNEM DAHA CHP'Lİ BAŞKAN OLURSA...
 

AK Parti Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde iddialı mı?
 

Muğla’yı 40 yıldır CHP yönetiyor.  Muğla’nın geldiği yer ortada. Ama, millet beğeniyorsa, taktir ediyorsa bizim buna da saygımız var. Zorla alamayız ki belediyeyi. Millet beğenirse seçer. Biz, adayımızı milletle buluşturamazsak yapacak bir şey yok. CHP’li ya da MHP’li başkan geldiği taktirde Muğla için yapacakları şeyler varsa bizim bugüne kadar verdiğimiz destekler ortada. Muğla’nın hizmet anlamında vizyona ihtiyacı var. Eğer bir dönem  daha CHP li belediye başkanı olursa, Muğla Türkiye’nin en geri illerinden biri olacak. 
 

Çözüm sürecine yönelik Hükümet’in iki bakanı Muğla ve ilçelerinde bir dizi toplantı gerçekleştirdi. Sizin de katıldığınız bu toplantılarda, Muğla’nın sürece ilişkin yaklaşımına dair nasıl bir izlenim edindiniz?
 

Çözüm sürecine Türkiye’de destek verenlerin oranı, başlangıçta yüzde 58’di. Başbakanımızın en son açıkladığı ankete göre, şu anda sürece destek verenlerin oranı yüzde 78’e ulaştı.  Ege ve Karadeniz, sürece en az destek veren iki bölgeydi. Muğla’ya ilk önce Milli Eğitim Bakanımız Sayın Nabi Avcı geldi. Bakanımız ilk olarak Bodrum’da konuştu. O toplantıdaki sorular ve yaklaşım biçiminin, bir hafta sonra gelen Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in ziyaretinde çok büyük farklılık gösterdiğine tanık olduk. Özellikle, Fethiye’de  yaklaşım çok farklıydı. İnsanların gerçek manada süreci anlamaya çalıştığını gördük.
 

Toplantılara katılanlar, Hükümetin terör örgütü ile bir ‘anlaşma’ yapıp yapmadığı şeklinde sorular yöneltti. AK parti bu konuda insanların endişesini giderebilmeyi başardı mı sizce?

Bu, medyanın sürekli pompalamasıyla yaratılmak istenen bir korku. Kapalı kapılar ardında bir takım anlaşmaların imzalandığını iddia edenler var. Özellikle MHP ve CHP’nin üst yönetimi yapıyor bunu. Biz de bu işin doğrusunu anlatıyoruz. 1991 yılından bu yana devlet, Öcalan ile görüşüyor. Ama ordu, ama hükümetler ya da devletin bir başka kurumu yapıyor bu görüşmeleri. Devlet, kendi hükümlüsüyle görüşüyor. AK Parti, Başbakan ya da benim bakanlarım görüşmüyor. Biz anlattıkça, olay doğru mecraya girmeye başladı. Milletin ağırına gidecek, şehit analarını üzecek en küçük bir anlaşmanın içinde değiliz. Hiçbir söz vermedik. Kimseyle masaya oturmadık. 

ÖCALAN İLE İLGİLİ BİR PROJE YOK
 

Muğla’da özellikle bir takım söylentiler var. Öcalan’ın serbest bırakılıp, Bodrum’da ev hapsine alınacağı gibi… 
 

Öyle bir proje kesinlikle yok. Başından söylediğimiz gibi tek bayrak, tek devlet, tek millet çizgisi üzerine yürütülen bir siyaset var.  Bizim tek derdimiz, bölgeye huzur gelsin, silahlar sussun. Orada yaşayan vatandaşlarımız huzur bulsun. Bugün, Türkiye’nin içinde bulunduğu huzur ortamının başta ekonomimiz olmak üzere bu ülkeye katkısını kim inkar edebilir? Örneğin İstanbul’da yapılacak yeni havaalanının ihalesine bakın. İhalede taahhüt edilen bedel, Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. Aynı şekilde yine İstanbul’da yapılacak dev hastane kampüsü, nükleer enerji projeleri… Bütün bunlar bu ülkenin, bu milletin geleceğine hizmet eden projeler. Türkiye, konsantrasyonunu artık büyümeye ve gelişmeye verdi. 
 

Bir de akil insanlar süreci var. Yakın zamanda Muğla’ya da gelecekler. Ancak onlara yönelik bir takım tepkiler gündeme geldi. Millet, akil insanlar projesine sıcak bakmıyor olabilir mi?
 

Burada da bir medya operasyonu var. Akil adamların yaptığı toplantıları izlerseniz, protesto edenlerin belli gruplar olduğunu görebilirsiniz. Ancak akil insanlarla toplantılara katılan kişiler, ‘vazgeçmeyin, doğru yoldasınız’ diyor. 12 Eylül öncesinde karşı karşıya gelip çatışanlar, bugün yeni bir çatışma ortamı yaratmaya kalkıyor. Birileri bundan besleniyor. ‘Çözüm süreci olmasın. PKK o bölgeden çıkmasın. Askeri birlikler doğunun her yerinde yine olsun, devamlı terörle çatışma halinde olalım’ isteniyor sanki. Ama biz bir şehit cenazesine gittiğimizde, MHP, CHP ve İP teşkilatları AK Parti’ye karşı eylem yapıyor, bizi protesto ediyor. Biz şehit vermezsek, bu istismar aracı ortadan kalkacak. 

EGE'NİN İNSANI 'ONURLU DURUŞ' GÖRMEK İSTİYOR
 

Muğla’ya geldiklerinde de bu tür provakasyonların yaşanabileceğini düşünüyor musunuz?
 

Ege Bölgesi, çok özel bir coğrafya. Birinci dünya savaşında ve Kurtuluş Savaşı’nda hep mücadele vermiş, sürekli savunma yapmış bir bölge. O nedenle, Ege’de yaşayanlar çok hassas. Çözüm sürecinde de medyanın provokasyonuyla, hemen milliyetçi refleksi ortaya çıkıyor. Çünkü bizim insanımız, Anadolu’nun iç bölgelerinden farklı olarak düşmanla ilk karşı karşıya kalan, birebir cephede savaşan insanlar. Bazı değerler, önceliğimizdir. Dolayısıyla Ege Bölgesi’nin insanı, bu çözüm sürecinde de onurlu duruş görmek istiyor. Biz de o duruştan asla taviz verilmeyeceğini her platformda dile getiriyoruz. 

 



Haber okunma sayısı: 1794

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


GÜNDEM

Çeyrek Asırlık Ahşap Yat Rekora Gidiyor

Bodrum'da faaliyet gösteren Era Yat Kulübü tarafından geleneksel olarak düzenlenen Uluslararası Bodrum Kupası

Bodrum'da Yabani Hayvan Tedirginliği

Bodrum’da, tepe ve ormanlık alandan ilçe merkezine inerek evlerin bahçelerine giren yabani domuz ve tilkiler,

Yaveş Gari, Foça'da Tarhana ve Peksimet Tanıttı

Slow Food Yaveş Gari Bodrum Gönüllüleri 12-13 Eylül'de Foça Zeytindalı Yerel Grubunun 'Tatların Buluşması II'

Özden: Batı Modeli, Dünyayı Yok Ediyor

Özden: “Batı modeli, aşırı kar hırsı ile dünyayı yok olmaya doğru götürüyor”

Bodrum'da Gaziler Günü'ne Tören

Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 19 Eylül 1921’de Mustafa Kemal Atatürk’e “Gazilik” unvanı

Göcek Koyları Tertemiz Oldu

Göcek Koyları'nda, 'Her denizciden denize bir nefes' sloganıyla temizlik yapıldı.

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

MUĞLA - HAVA DURUMU

MUGLA